Duydum ama anlatamadım

24 Nisan 2010 Yazan  
Kategori Şiir

Duydum ama anlatamadım
Gözlerinin kehribar sarısı yalnızlık
Bakışlarının çarmıha gerilmiş duygular sakladığını
Kirpiklerinden dökülen yıldızların
Çölleşen ruhumda
Yeniden hayat bulacağını söylediler de bilemedim

Sıratta bilenen sözcüklerim
Fırat’tan geçmeyen yüreğim varmış
Bedenim Arasat’ta ayakta duramazken
Baldıran zehrine ürkek gözlerle bakan hislerim
Son zerki de akıtırken damarlarıma
Ölüm duygusu acıyı heyecana çevirirken, dönemedim

Yokluğunda yakılmış binlerce kelimeyi
Bir kibrit alevinde demledim ayazda

Islak bir türküye yaslanırken duygular
Titrek dudaklardan dökülürken yollarına özlem sancıları
Sırtımı dönerken ağlayan çırpınışlara
Kuyuya atılan Yusuf gibi kavrulurken bedenim, göremedim

Sevmelerim tahribata uğradı zamanda
Tamirat bekleyen anlarımın hatırına kaldım biraz daha
Tanımadan tanımlayan imgelerin isyanını söyledim
Kırmızı kum tepesinin yanında yatana
Nil nehrinin en dip kıyılarında bile söylenen
Ayetleri okudum “Yanık ekin yaprağına dönenleri” sevemedim

Güneşin batmadığı şehirlerin adına
Tih Çölü’nde derviş gibi dönenlerin
Tur Dağı’nın esrarını bilmediğini söyledim hep
Güz yağmurları mı değmiş uyuyan yedilere
Ölüm kaç yıl beklemiş Nuh’un Gemisi’nde
Kıtmir olup yoluna revan olanlarla, gelemedim

Saçları rüzgârda savruk bedevi oldum ansızın
İçi dolmamış kavramların ve kuralların sancısını çekerken
Özgürlük besleyen beyaz güvercinlerin dilleriydim
Yüce kavganın durağında cüce kalırken eylemelerim
Odunlar kutsal balıklara dönerken ateşin kucağında
Aşkımı yazdığım duvarlardan bir daha, geçemedim

Artık bütün hıçkırıklar erguvan renginde
Havari olurken düşlerim sevgilinin koynunda
Kılıcım kan yazarken sokak diplerine
Yürekler Nemrut olup çıkarken arşa
Sayha kara bir gök gibi inerken kaderimize
Ateşe su taşıyan serçenin yüreği kadar bile, düşünemedim

Duydum ama anlatamadım
Parmakları kesilen Hindular kadar
Yüreğiyle gören muskalar taşıdım dudaklarımda
Uyanmak için Tiananmen Meydanı kadar öldüm
Gönül gözüyle çölleri medeniyet yapan Mecnun misali
Şiirleri salıncak yapıp beynimin zembereğinde, sevinemedim

Duydum ama anlatamadım
Ölüm sıcak bir yaz güneşi kadar masum dururken başımda

Zekeriya EFİLOĞLU
Gaziantep
1.1.2010

Hazır Bu Bahar

04 Eylül 2009 Yazan  
Kategori Şiir

Her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü
Ve kim neye erse bu geçişte
Bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte
Her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin
Aklım elim yüreğim kirişte hep biraz korku biraz yalan telefon
seslerinde…..
Ya yine boş koridor islaklığıysa ve beton efesi
Bütün fakir çocukluklarda….
Ama herşey sırasını beklerken
Mukaddes bir kuytuda
Senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru
Herhangi bir anne kadar kanguru
İşte bahar işte sevda işte tomurcuk bir bakıma
Ağzım mavi ıslaklığının uçurumunda
Rüyayla gerçeğin arasında
Hep iyinin aşkın tarafında
ve
Değmediğim yerin kalmayıncaya
Bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya
Ben sana sen çatlak bir anadoluyu kucaklamaya
Bu bahar aşk için hazır
Hazır vazgeçmeye
adının bile baş harflerinden
Kayıtsız bir sarhoşluğun her gün erkenden sabah oluşu
Her şeyi biraz şakalaştıran bakışından
Şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından
ve
bahanesi bir yürek bir et
bir bedenin içine girmek!
Hazır bu bahar
Akılsız! bir yeşermenin şahane hasadına
Hazır Nur topu bir yaşama sevincini kundaklamaya….
Unutma baharda çiçek olan
Meyvedir yaza….
Bu erik tanesi bu şakacı bahar çiçeği
Her dem taze kalsa…

K’adına…

01 Ağustos 2009 Yazan  
Kategori Şiir

Şimdi ben gidiyorum bu şehirden
Kınasının rengi matem olan hüzünleri as boynuna…
Dilek ağacım yerinden kaldırılmış geçici olarak ve
sana uzanan yollarda hafriyat kamyonları gidip geliyor…
Üzerine beton yığını dökmüşler sevdamızın…
İçinede bolca düşüncesizlik ve duygusuzluk katmışlar…
Bencilliğide üzerine heykel diye dikmişler…

Şimdi sen ağla kadın
Matemlerini kendine sakla
Kimse görmesin güneşin çocuğuna ihanetini…

Yüreğin yanıyor biliyorum
Böyle bir ihanetin ateşi en iyi orada hissedilebilir…
Yakıyorum, yo hayır yanıyorsun… Benle bir ilgisi yok…
Ahh aldın kadın, çok ahh’lar aldın…

Sana son bir cinnetim var

“B e n n a s ı l s a m ö y l e k a l…”

gökay Birkan SUCAKLI

Öyle Bakma Çünkü

31 Temmuz 2009 Yazan  
Kategori Şiir

Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden
dünyaya,
hayreti hasret ve biraz da
bayat bayram şekeri kederiyle bakan,
aklı canbaz,yanağı al,
sesi çilek aroması
bir çocuk oturuyor
gözlerinde…

Yılmaz Erdoğan